Bedeninle Barış
Merhaba Değerli Arkadaşım;
Bedeninle
barışmak; ihtiyaçlarını bilerek bedeninle bir harmoni içinde yaşamanı sağlayacak ve aynı zamanda ruhsal sağlığını iyileştirmek
için
atılan en temel adım olacaktır. Çünkü beden ve zihin birlikte çalışan çarklar gibidir. Bu yüzden bu kısa yazıda sana bedenini
biyolojik ritme uyumlamayı, sinir sistemini sakinleştirmek için uygulayabileceğin basit yolları, uykundan verim almak için dikkat etmen gerekenleri ve aynı zamanda da kadınlar için 1 aylık
döngüye uygun yaşamayı göstereceğim. Biraz da stresle baş edebilme yöntemlerinden J ❤
Yüzyıllardır
her inançta önemli bir rol oynayan ‘’şükür’’ ancak elimizde var olanı benimseyip ona iyi baktıkça
mümkün olacaktır.. Tüm maddi varlıklarımızı, unvanlarımızı bir kenara bıraktığımızda yalnızca bedenimiz ve zihnimizle kalacağımızdan en çok şükür duymamız gereken de kendimiz olduğunu unutmamamız gerekir.
Şimdi gelelim
günlük uygulamalara.
1)SİNİR SİSTEMİNİ
ANLAMAK
Sinir
sistemin; atalarının doğada ihtiyaç duymuş olduğu iki işlevle çalışmaktadır. İlki
yırtıcı bir hayvanla karşılaştığında adrenalin salgıtarak kaçmasını ya da
donmasını sağlayan bir ‘’hayatta kalma modu’’
Ikincisi ise
artık bir tehlikede olmadığını fark edip sakinleştiren mod. Kavga eden iki
kediyi düşün; kabarmış tüyler, titrek bir vücut ve havaya kalkmış omuzlar...
Sen de kaygılı olduğunda omuzlarını havaya kaldırıyor, dişlerini sıkıyor,
adrenalin salgılıyor, terlemeye başlıyorsun. Ancak artık seni kovalayan bir
aslan yok; sürekli hayatta kalma modunda olmak bedenini ve zihnini yorup seni
her zaman stresli ve tetikte hissettirecek.
Bunu
engellemek için öncelikle yazımın diğer bölümlerinde bahsedeceğim sirkadiyen
ritim, stresle başa çıkma yöntemleri ve uyku üzerine bölümlerine uymalısın.
Bunlar sinir sisteminin en çok ihtiyaç duyduğu sağlıklı alışkanlıklar.
Ayrıa
gündelik hayatına ekleyebileceğin ve sinir sistemini sakinleştiren birkaç
maddeden bahsedebiliriz.
Şehir hayatında olduça zor olsa da
doğada vakit geçirmek vücudunun en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri. Yakınlarında
bir park, yürüyüş yeri yoksa dahi her gün en az 20 dakika yürümek hem kalp
sağlığın hem de beynin için en büyük hediye olacaktır.
Evinde
bakacağın bir çiçek saksısını sulamayı da hor görmemelisin ❤
Inancın varsa ibadetlerini yerine getirmek, karanlıkta duş almak, sevdiklerinle vakit geçirmek, işten geldiğinde zihninin hala işte kalmaması için 10 dakikayı sessizlikle kendine ayırmak, birine yardım etmek artık zor gibi görünen ancak kolayca yapabileceğin ve sinir sistemine çok iyi gelecek hediyeler. Yoga veya meditasyona karşı önyargılıysan bir şans vermeni öneririm. En basit ve etkili meditasyonlardan biri olduğun yerde beş dakika gözlerini kapatıp burnundan alıp vereceğin nefesle bütün bedeninin farkına varmak ve kendine ayırdığın bu 5 dakika için teşekkür etmek.Bazı kokuların sinir sistemimizi yatıştırıcı etkileri vardır. Bunlar lavanta, papatya, bergamot gibi yağlardır. Çay olarak içebileceklerin de Mayıs Papatyası, çarkıfelek (passiflora), adaçayı (erkeklerin ve gebelerin dikkatli kullanması gerekli), melisa gibi çaylardır fakat kullandığın bir ilaç varsa önce doktoruna/eczacına sormalısın. Doğa zannettiğinden çok daha güçlü.
2)STRESLE BAŞA ÇIKMA
Öncelikle her
gün çok kaygılı hissediyorsan veya insanlarla iletişim kurmakta zorlanıyor,
sürekli aynı iletişim sorunları yaşadığını düşünüyor, romantik ilişkilerinde
aynı kısır döngülere düşüyorsan; kısacası seni her gün yoğun rahatsız eden düşünceler varsa lütfen psikolojik yardım
almaktan çekinme. Tıpkı hastalandığında doktora gittiğin gibi ruh halini tek
başına iyileştiremediğini fark ettiğinde de bir profesyonelden yardım almak
insani hakkın.
Stresle başa
çıkarken elbette herkes aynı süreçlerden geçmez. Örneğin biri sakinleşmek için
kedi severken bir diğerini kedi görmek dahi kaygılandıracaktır.
Psikolojik
destek alsan da almasan da günlük hayatında sana yardımcı olabileceğini
düşündüğüm, şu anki terapi tekniklerine de ilham olmuş olan Stoa felsefesi
öğütlerinden çok kısaca bahsedeceğim. Eğer daha detaylı okumak istersen en son sayfaya
sana birkaç kitap önerisi ekledim J
Stoacı Öğütler:
I) En Kötü Ne Olabilir?
''Felaketi gelmeden gören, onun etki gücünü zayıflatır'' -Seneca
Olabilecek en kötü ihtimali düşünüp kaygımızı körüklemek sıklıkla yaptığımız bir
''hatalı davranış'' olsa da, Stoacılık bu
pratiği 2 amaca
dayandırarak işlevselleştiriyor: Elinde var olanın hazzını yaşayabilmek (şükretmek)
ve felakete hazırlanmak. Var olanın hazzını yaşayabilmek için acı verici
ihtimalleri düşlemek her ne kadar ironik gelse de -melankoliye
kapılmadan- var olanın
yitirildiğini düşünmeye de Stoacılar tarafından salık
veriliyor. Örneğin William B. Irvin, dönüş
yolundayken eve vardığında eşinin
orada olmadığını düşündüğünü ancak
eve gerçekten varıp karısının varlığını görmenin şükranını yaşadığından
bahsediyor.
II) Kontrol Edilebilen ve Edilemeyeni Bilme
''Mutluluk ile mevcut olmayana duyulan arzunun evliliği imkansızdır.'
-Epiktetos
Daha önce hiç gezegenleri yerinden oynatacağınıza büyük bir içtenlikle
inanıp yapamadığınız için acı çektiğinizi hatırlıyor
musunuz? Veya ellerinizi kullanarak bir deniz yaratmaya çalıştığınızı? Bazı gündelik
telaşlar da işte bu
kontrol edilmesi imkansız arzular gibidir. Bu yüzden
Kontrol İkilemi'nden bahseder. Kontrol İkilemi'ne göre üzerinde
tamamen kontrol sahibi olduklarımız, kısmen
kontrol sahibi olduklarımız ve hiç kontrol
edemediğimiz şeyler vardır. Tamamen kontrol sahibi
olduklarımız ne istediğimiz ve ne hissettiğimizdir.
III) Geçmişi Geçmişte, Şimdiyi Şimdide Yaşamak
''Sürüklenirken bunu tüm evrenle yapıyor olmak müthiş bir
tesellidir'' -Seneca
Kontrol edilemeyenin bir başka uzantısıdır geçmiş. Bir çeşit
''kadercilik'' davranışı olsa da
Stoacılar geçmişe dair
kadercilik ile geleceğe yönelik olanın ayrılması gerektiğini söyler. Geçmiş, bütün nostalji-severliğimize rağmen bir
daha yaşanmayacak ve değiştirilemeyecek kadar uzaktadır.
Gelecek ise kısmen kontrolümüzdedir.
Oysa Marcus Aurelius'a göre yalnızca ''şu anda yaşanana''
sahibizdir.
3) BİYOLOJİK RİTİM
24 saatlik günü kapsayan
‘’biyolojik ritim’’ veya ‘’sirkadiyen ritim’’ bedeninin bulunduğu yerin saatine
göre hormonal değişimler yaşamasıdır. Yani evet, yediğin yemek saatin gece 1
olduğunu biliyorJ
Ancak yemek yemek, uyumak,
verimli olmak, spor yapmak için bu belirli ‘’hormon saatlerine’’ dikkat etmeniz
gerekiyor.
Örneğin sabah 06.00-10.00
arası adrenalin ve kortizol (stres) hormonunun en yüksek olduğu saatler
olduğundan bu saatlerde özellikçe aç karna kahve içilmemeli, ağır sporlar
yapılmamalı (ancak hafif esnemeler ve yürüyüş aksine yararlı olacaktır), 10
dakika güneşe çıkılmalı, seni rahatlatacak sıcak bir kahvaltı yenmeli ve
uyandıktan sonra 1 saat sosyal medyaya girilmemeli. Uyandığı an binlerce video,
müzik, görsele maruz kalan beynin aynı ‘’ panayır’’ hissini ve eğlencesini gün
boyunca arayacak ancak gündelik hayatta ona ulaşamadığı için hep
‘’memnuniyetsiz’’ hissedecek.
Bir diğer önemli hormon ise
melatonin. Melatonin gece saat 10.00 ile 02.00 arasında en yüksek seviyelere
ulaşan bir uyku hormonumuz.
Bu yüzden bu saatler arasında uykuda olmuş
olman gerekli. Melatonin hem çocuklarda büyümeyi hem de bizlerde
bağışıklığı,
ruhsal sağlığı destekler, hücre yenilenmesini sağlar
ve birçok kronik hastalıklara
karşı korur. Ancak uykundan verimli melatonin alabilmek için
de önemli olan birkaç kural var. Sirkadiyen Ritim tablosundan sonra uyku için
önemli olan maddelere geçiyoruz J
Evet uyku
kimi için gün boyu aklından çıkmayan, yatağına kavuşmak içiin saatler saydığı
bir rahatlama aracı iken kimi için saatlerini yatakta dönerek geçirdiği işkence
gibi saatlerdir. Fakat az önce konuştuğumuz melatonini almak hayati önem
taşıyor. Bu yüzden ‘’uyku hijyeni’’ denen bir dizi kuralımız var. Buna uymamak
saatlerce uyuyor olmanıza rağmen uykudan verim almanızı engelleyecektir.
Öncelikle
bedenimiz kendini güneş ışınlarına göre organize etmektedir. Yani hala güneş
veya ona benzer bir ışığa maruz kalmak vücuduna ‘’Şu an hala gündüz, uyumak için doğru zaman değil’’
mesajı
verecektir. Telefon ekranın, televizyon ve bilgisayar ekranın, evinde
kullandığın beyaz led lambalar güneşle benzer ancak yapay bir mavi ışık yayarak
vücudunun ritmini ‘’kandırıyor’’
Bu yüzden uykudan en az bir saat önce mavi ışıklı uyaranlardan
uzaklaşman, ekrana bakacaksan da telefonunun ayarlarında ‘’göz koruması/gece
ışığı’’ gibi isimlerle bulabileceğin düzenlemeleri yapman gerekir. Ve mutlaka
tavandaki bembeyaz ameliyathane ışıkları yerine 2700K ve altı (sıcak
sarı/amber) düşük lümenli
ampuller kullanmalısın.
Uykudan 3-4 saat önce yeme içmeyi keserek karaciğerini
dinlendirmek hem melatonin alımı hem de hücre yenilenmesi için kilit
noktadır. Bununla beraber kafein alımı
en az 6 saat önce kesilmeli, ağır antremanlar da uykudan hemen önce
yapılmamalı.
Bir diğer önemli nokta ise bir uyku rutini oluşturmaktır. Her gece
uykudan önce yapacağın aynı 2-3 şey artık beynine ‘’uykuya geçiş’’ sinyalleri
verecektir. Örneğin uykudan hemen önce dişlerimi fırçalayıp, yanıma bir bardak
su koyup perdeleri kapatmak benim rutinim. Artık uykum olmasa dahi benim bu 3
şeyi art arda yaptığımda onun için uyku zamanının geldiğini biliyor. Uyuyacağın
odanın mutlaka karanlık olması gerektiğini de unutma.
5)
KADINLAR İÇİN BİR AYLIK DÖNGÜYÜ ANLAMAK
Ayın bazı günleri enerjik, motive hissederken diğer günlerinde
yalnızca battaniyene kapanıp en sevdiğin yemekleri yemek istediğini biliyorum.
Ben de böyleyim ve zaten vücudunun da buna ihtiyacı var. Ama bu her zaman bu
denli yoğun ve başa çıkılamaz olmak zorunda değil. Şimdi bir
ay içinde nasıl hormon değişimleri yaşadığını ve bu
evrelerde neler yapman gerektiğini konuşalım.
İlk Evremiz Adet/Regl Evresi. Bu dönemde östorojen
ve progesteronun düşüyor; yorgun, içe kapanmış,
duygusal hissedebilirsin. Kırmızı et veya
mercimek/ıspanak gibi demir kaynakları, c vitamini, sıcak çorbalar+bitki
çayları, kaba çekirdeği veya kakao gibi magnezyum kaynakları yemeli;
kendini zorlamadan yoga veya yürüyüş yapıp dinlenmelisin. Bu dönemde lütfen daha
verimli olmalıyım diye düşünme.
İkinci Evremiz Foliküler faz. Regl bitti, östorojen
yükseliyor ve küllerinden tekrar doğuyorsun. Enerjin artıyor, odağın güçleniyor…
Bunu fırsat bil ve tamamlaman gereken işleri/ödevleri bu dönemde yap, dışarı çık ve
sosyalleş! Fermente gıdalar, yeşillikler,
daha hafif proteinler (yumurta, yoğurt vs.) seni destekleyecek.
Üçüncü Evre Ovulasyon yani yumurtalama dönemi. Özgüvenin arttı,
kendini daha dişil ve daha flörtöz hissediyorsun. Bu Sosyalleşme, yeni
insanlarla tanışma, daha önce cesaretini toplayamadığın bir
yere gitmek için iyi bir zaman. Hafif beslen, kırmızı
meyvelerin gücünden yararlan.
Dördüncü evremiz Luteal Faz. Bunu PMS olarak da duymuş
olabilirsin. Reglden yaklaşık 10 gün önce başlayan ve
2-3 gün önce şiddetlenen
bu evre en sinirli, hassas, duygusal olduğun ve kendinden nefret edip herkesin davranışından bir
anlam çıkardığın o evre!
Bazı ülkelerde PMS döneminde işlenen suçlardan indirim alındığını biliyor
muydun J ama bu dönem aklına gelen o
‘’kimse beni sevmiyor, çok çirkinim, kesin kötü bir şey
olacak’’ hislerine güvenme ve geçici olduğunu; kendine şefkat göster. B6
vitamini (muz/patates vs) ruh haline iyi gelecek. Magnezyum ve omega 3 de
elbette.
Tüm bu
yazanları okuduğun için teşekkür ediyorum. Emin ol bedenin de onun için
dikkate alıp ayırdığın bu zaman için sana minnet duyuyor.
Her şeyi bir anda yapmak zorunda değilsin.
Yavaş yavaş ekleyerek ilerle ve daha iyi hissettiğini göreceksin. Kendine iyi bak…❤
-SARYA
Stoacılık Üzerine Yazdığım Yazıyı
Beğendiysen tamamını okumak için linki kopyalayıp tarayıcında aç: https://www.typelish.com/b/dingin-yasamin-ogutleri-stoacilik-111090
Sana iyi
geleceğini düşündüğüm diğer kitaplar:
1.
İyi
Hissetmek – David Burns
2.
Kendini
İyileştir – Nicole LePera
3.
İnsanın
Anlam Arayışı – Viktor Frankl
4.
Güzel
Yaşam Kılavuzu- William B.Irvine



Yorumlar
Yorum Gönder